20102 Görüntüleme |  40

Kalbin götürdüğü yerde heykel

HEYKELTIRAŞ NİLAY ÖZENBAY

Yaşamı boyunca içinde hep bir şey, onu varlığının yansıması olacak şeyler yapmaya teşvik etmiş. Duygularını ifade eden çamurdan varlıklar yaratmaya başladığında ise heykele ve bu yolda eğitimini tamamlamaya karar vermiş. Heykeltıraş Nilay Özenbay ile sanatı üzerine konuşuyoruz…

n2

Heykel sanatını tercih etmenizdeki etmen nedir? Çünkü toz ve su ile başlayan, sonra çamura dönüşen ve giderek parmak uçlarınızda şekillenen hayalleriniz, duygularınız… Kısacası yarattığım şey ben olduğu için heykel.

Çalışmalarınızda daha çok hangi konulara odaklanıyorsunuz? Kendine güvenen, güçlü ve ne istediğini bilen bir karakterim var. Bu beni bir noktada kendime odaklandırıyor. Çamuru şekillendirmeye başladığımda da farkında olmadan içimdeki bene odaklanıyorum galiba. Sonuç olarak da kendimle ilgili duygular ortaya çıkıyor. Kadınlık, özgürlük, dişilik, kadına uygulanan baskı, annelik… Kısacası kadın diyebilirim.

Sanatınızın arkasında yatan düşünceyi nasıl anlatabilirsiniz? Aslında bir düşünce ya da planla başlamıyorum. Kalbimi ve kendimi dinliyorum. Aklımı ve düşüncelerimi pek kullanmadan, duygularıma ve kalbime yönelerek çalışmaya başlıyorum. Aslında kendi duygu, düşünce ve bakış açımla kendi cennetim olan bir mekan yaratmayı planlamıştım. Bunun ilk adımını da Emirgan’daki mütevazi showroom ile attım. Hedefim ise kendi kulvarımda, kendini ifade eden iyi bir heykeltıraş olmak!

Heykel yaparken nasıl çalışıyorsunuz? Eserlerinizde yaklaşım, renk, malzeme ve teknik açıdan izlediğiniz bir yol var mı? Çamuru elime aldığımda ne yapacağıma karar vererek yani bir taslak üzerinden gitmiyorum. Ama elbette istediğim ve şekillendirdiğim bir kabataslağım var… Çamuru yoğurmaya ve şekillendirmeye başladığımda ellerimi serbest bırakıyorum. Çoğunlukla bronzla çalıştığım için doğal rengini tercih ediyorum ama bazen duygularımı daha da güçlendirmek için ateş yardımı ile bronza renk katmayı seviyorum.

n4

Yaratıcılığınızı nasıl besliyorsunuz? Pek çok değerli sanatçının eserlerini ve sergilerini elimden geldiğince izliyorum. Sergilere ve çalışmalara elimden geldiğince katılmaya çalışıyorum. Yurt dışındaki çok değerli ustaların yayınlarını internet üzerinden takip ediyorum. Biraz da insanların yaşamlarını, duygularını, davranış biçimlerini izliyorum. Ama esas olarak kendi duygularımın derinine inerek daha da güçlenmiş anları ve anıları yakalamaya çalışıyorum.

Sanat eserlerine dekoratif unsur olarak yaklaşım hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu durum kültürel değişimin bir sonucu. İçinde bulunduğumuz sosyo – kültürel yapı, ekonomi ve eğitim ile bir araya gelince, sanat başka nitelik ve nicelikler kazanmaya başladı. Artık sanat sadece görsel şov olarak görülüyor ve ekonomik yapıyla özdeşleştiriliyor. Böyle olunca da gerçek sanatsever ile sanat eserini elinde bulunduran arasında farklılıklar oluyor. Bence sanat eseri yalnızca dekoratif bir unsur olarak görülmemeli çünkü o emeğin, varoluşun ve zamanın sonucunda ortaya çıkıyor.

Dekorasyonun hayatınızdaki yeri nedir? Nasıl bir evde yaşıyorsunuz? Dekorasyona çok önem veriyorum. Bence evimin ruhu beni ve ailemi yansıtmalı. Evim de kalbim gibi huzurlu, sevgi dolu, rahat ve aydınlık… Bu nedenle de şık ve bol heykelli bir ev diyebilirim.

Son dönemlerde sizi etkileyen hangi sergiler, müzeler oldu? Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel Bölümü’nü kazandım. Şu an 3. sınıf öğrencisiyim. Son dönemlerde üniversitedeki derslerimin ağırlığından dolayı yurt dışı ve yurt içindeki sergileri çok takip edemedim ancak eğitimimi tamamlar tamamlamaz, özellikle yurt dışındaki değerli heykeltıraşların sergilerini takip ederek teknik ve duygunun ifadesi konularında kendimi geliştirmeyi planlıyorum.

Yakında sergi var mı? Neler üzerinde çalışıyorsunuz? Bu kış hem eğitim hayatım için hem de kendi atölyemde yeniden şekillenen duygularımı kullanarak çok çalıştım. Harika heykeller ürettiğime inanıyorum. Çok yakında bir sergim olacak, şu an görüşme aşamasındayım. Neler üzerinde çalıştığım ise sürpriz! (www.nilayozenbay.com)

YAPIM RANA KORGÜL  FOTOĞRAFLAR ECE OĞULTÜRK – NİLAY ÖZENBAY ARŞİVİ